Galileo'nun Parmağı - Bilimin On Büyük Fikri

34.00 TL %25 indirim

25.5 TL

Stok Durumu: Stokta Var

"Nobel Edebiyat Ödülü bir bilim insanı tarafından hiç kazanılmadı. Bence bunun vakti geldi de çattı ve eğer bir aday önerecek olsaydım, benimki Peter Atkins olurdu."

- Richard Dawkins

“Atkins karmaşık ilkeleri çok açık hale getirme hünerine sahip... Bu kitap, bilimi hep daha derinden kavramak istemiş ama nereden başlayacağını bilememiş, bilimin dışından zeki insanlar için mükemmel bir rehber.”

- Mark Henderson, The Times

“[Atkins] en büyük bilimsel fikirleri... güvenilir bir biçimde açıyor.”

- The Independent

“...Genel okurun modern bilimin esaslarını anlaması için gereken her şey. Önemli her şey var burada... Bilim insanı değilseniz de okumalı mısınız? Evet... işlenen malzemenin genişliği ve özgünlüğü açısından Galileo'nun Parmağı gerçek bir model ve bildiğim kadarıyla böylesi başka bir yerde yok.”

- Times Yüksek Öğrenim Eki

“Çok sayıda sade çizimle süslenmiş, kolay anlaşılan, hoş bir yazı dili kullanarak Atkins matematiksel birikime sahip olmayan okurlarına bilimsel disiplinlerin derin kavramsal temellerini aktarmayı genellikle nefis başarıyor... Zarif stili, çok geniş kapsama alanı ve kafa karıştırıcı muğlaklıkların nadir görülen bir yüksek oranla aydınlatıcı şekilde açıklanması bu kitabı kendi türünün en iyilerinden birisi yapıyor.”

- Publishers Weekly Online

“Peter Atkins meslekten bilimci olmayan bizlere modern bilimin rönesansının başlangıcından bu yana geçen 500'ü aşkın yılda ortaya çıkmış en ilgi çekici, önemli ve genel anlamıyla karmaşık bilimsel kavramlardan bazılarını kavrayabilmek için büyük bir fırsat veriyor.”

- Amazon.co.uk

“... kozmolojiden, atomaltı “kuantum” diyarlarından, hayatın evriminden ve matematiğin hem doğanın bütünündeki hem de insan zihnindeki öneminden geçen derin bağlantıları alışılmadık bir netlikle açıklıyor. Bilim alanı dışından okurlara bu konuların derli toplu bir aktarımını yapmak zaten yeterince zor. Fikirlerin uyandırdığı heyecan, doğurduğu karmaşa ve drama duygusunu aktarırken büyük bir senfoninin orkestra şefliğini yapmayı başarmasıysa büyük bir başarı. Bilim ve matematiğe genel bir bakış sahibi olmak isteyen herkesin eline bu kitabı tutuşturmak istiyorum... Bu kitap, doğanın bize sunduğu olağanüstü simetri, incelik ve gizeme panaromik bir bakış yönünden en iyi işlerden biri.

- John Cornwell, Sunday Times

“Muhteşem kitap... Bölümler o kuru İngiliz mizahı ve neredeyse şiirsel düzyazıyla demlenmiş. En sevdiğim cümlelerden biri atom fikri hakkındaki bölümdeydi. “Tablonun malzemesi matematiktendi.” Daha önemlisi Atkins asla sabrını kaybetmiyor ve zihinsel açıdan zorlu bir kavram çıktığında “gösterilebilir” klişesine sığınarak onun etrafından dolaşmıyor. Gösteriyor.”

- The Tennessean

 

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ
Anlamanın Ortaya Çıkışı
1
EVRİM
Karmaşıklığın Ortaya Çıkışı
2
DNA
Biyolojinin Rasyonalizasyonu
3
ENERJİ
Hesaplanabilirliğin Evrenselleşmesi
4
ENTROPİ
Değişimin Kaynağı
5
ATOMLAR
Maddenin İndirgenmesi
6
SİMETRİ
Güzelliğin Nicelikselleşmesi
7
KUANTUM
Anlamanın Basitleşmesi
8
KOZMOLOJİ
Gerçekliğin Küreselleşmesi
9
UZAYZAMAN
Eylem Sahnesi
10
ARİTMETİK
Aklın Sınırları
SONSÖZ
Anlamanın Geleceği

ÖNSÖZ
ANLAMANIN ORTAYA ÇIKIŞI
Neden onun parmağı? Galileo bilimsel çalışmanın yeni bir doğrultuya girdiği, bilim
insanlarının (elbette bu o dönem henüz kullanılmayan bir kavramdı) koltuklarından kalktığı,
evrenin doğasına eğilme konusunda otoriteyle uyumlu düşünme yolunu izleyerek
gösterdikleri önceki çabalarının yeterliliğini sorguladığı ve modern bilime giden yolda ilk
tereddütlü adımların atıldığı dönüm noktasına işaret eder. Onlar bu süreçte test edilmemiş
otoriteyi reddettiler, her ne kadar henüz oturulan koltuktan yapılan derin yorumları ve iç
yolculukları tümüyle terk etmemiş olsalar da, herkesin önünde doğrulanabilir bir nitelik
taşıyan deneysel gözlem yöntemiyle yeni ve çok daha güçlü bir ittifak geliştirdiler. Bu yönden
şu anki bilimsel birikimimizin her yerinde Galileo'nun parmağı olduğunu görüyoruz.
Parmağını soktuğu ilk yer olan fizikte, 19. yüzyılın başında kendi yolunu bulan kimyada ve
özellikle 19 ve 20. yüzyıllarda artık salt bir merak kaynağı olmaktan çıkan biyolojide hep onun
parmağına rastlıyoruz.
Kısacası bu kitap Galileo'nun gerçeklerin açığa kavuşturulmasındaki etkisine sembolik olarak
parmağı üzerinden saygıyla atıfta bulunmaktadır. Yöntemlerinin serpilip gelişmesine rağmen,
Galileo'nun fiziksel anlamıyla sadece parmağının korunabilmiş olması da, bilginin
ölümsüzlüğü karşısında kişisel varoluşun faniliğinin sembolik ifadesidir. O halde Galileo'nun
parmağı, hepimizin belli belirsiz bildiği o kavramı, “bilimsel yöntemi” temsil etmektedir.
Galileo bilginin keşfine yönelik bu yaklaşımı geliştirirken tek başına olmadığı gibi, bu yola
çıkan ilk kişi de değildi elbette, fakat düşünce tarihinde yöntemin ilk ortaya çıkışının sembolü
olarak kabul edilecek kadar da öne çıkan birisiydi.
Bilimi ezeli rakibinden (yani tumturaklı şekilde ifade edilmiş atıl düşünce ve spekülasyondan)
ayırt eden, dünyanın gerçeklerinin açığa çıkarılmasında şaşırtıcı ölçüde etkili bu yöntemin bir
yönü de deneyin merkezde yer almasıdır. Dışarı çıkıp dünyanın içerisine girmek ve dikkatle
kontrol edilen koşullar altında gözlemler yapmak, algımızın öznel yanını minimize etmekte ve
gözlemleri ilkesel anlamda halkın denetimine açmaktadır.
Galileo yalınlaştırma sanatının gelişimini de sağladı; gerçek hayatta kendi teleskobunu
kullanarak göklerdeki karmaşıklığı nasıl görüyorsa, aynı şekilde bir problemin ana düğüm
noktalarının tespitiyle beraber gerçek sistemlerin altında yatan basitliği, kendi düşüncesinde
onun üzerini örten bulutları aralayarak bulmayı başardı. O çamura saplanmış, çekilirken
gıcırdayan at arabasını bir kenara bıraktı; bunun yerine eğik düzlemde yuvarlanan bir topun,
yüksek bir dayanaktan aşağı sallanan bir sarkacın basitliğini düşündü. Ana olgunun
gerçekliğin gıcırtılarından, akıl karıştırmalarından yalıtılması bilimsel yöntemin ayırt edici
noktalarındandır. Bilimciler istiridyedeki inciyi görür, değerli ile değersizi ayırt etmeyi
becerirler.
Kimileri de burada bir zayıflığın yattığını iddia eder. Onların iddiasına göre gerçek anlama,
gerçekliğin yontulmamış gürültü patırtısının kıymetinin bilinmesinden gelir: Arabalar batağa
saplanır, âşıklar ağlar, cümbüşler kopar. Onlar bilimcilerin yaşamın mekanizmasını anlamak
için bir kelebeği incelemesinin anlamaktan kaçmak anlamına geldiğini iddia ederler. Bu itirazı
kafadan reddetmememiz, geniş açıdan bakmamız gerekir. Bilim insanlarının çoğu, insan olma
hasebiyle, duyarlılığın dünyayla etkileşimimizin harika bir bileşeni olduğunu teslim eder,
fakat pek azı bunun gerçeğe ulaşmada güvenilir bir yol olduğunu kabul eder. Dünyanın ve
evrenin müthiş karmaşıklığını çözmeyi, her bir parçasını ayrık olarak ele alıp sırayla
incelemeyi ve daha derin bir kavrayışa ulaşarak ellerinden gelen en iyi şekilde tekrar
bütünleştirmeyi tercih ederler. Bir topun eğik bir düzlemdeki hareketini yokuşu çıkan at
arabasını anlamak için inceler; sarkaç üzerine çalışmalarını bir sporcunun bacağının
hareketini anlamak için yürütürler. Muhalifler titreşim fiziğinin anlaşılmasının müzikten
alınan hazzı açıklamadığını, bir senfoniyi paramparça edip bir nota çantasına tıkıştırmanın

onun kompozisyonunu anlamanın canına okuduğunu söyleyerek feryat figan eder. Bilimci
buna önce notanın ne olduğunu anlamak zorunda olduğumuz, ardından neden bazı akorların
uyumlu bazılarının uyumsuz olduğunu anlamamız gerektiği ve ancak sonra (bu süre on yılları
bulmasa da) bir akor diziliminin psikolojik ve sanatsal etkisini anlamaya çalışabileceğimiz
yanıtını verir. Bilim anlamada tamlığı hedefler, nihai hedefi asla gözden kaçırmaz ve
sabırsızca yarım yamalak sonuçların peşinde koşmaz. Bilimcilerin bizim dünyayı
kavramaktan, onun üzerinde yaşamaktan aldığımız hazzı ve felsefecilerin, sanatçıların,
peygamberlerin ve ilahiyatçıların kendi alanlarına girdiğini düşündüğü diğer büyük soruları
acaba hiç kavrayıp kavrayamayacakları, atıl düşünce ve spekülasyonun konusudur. Geçmişte
bunun ne kadar faydalı olduğunu da hepimiz bilmekteyiz.


****

Büyük fikir ifadesiyle kastım, büyük bir erişime ulaşmış olan basit bir kavramdır.
Benzetmelerden gidersek, uygulama alanı büyük bir meşe ağacıysa onun dalındaki bir fikir
palamudu, büyük bir ağ örebilen bir fikir örümceği, bir açıklama ve aydınlanma eğlencesi
sırasında içilen ottur. Seçici davranmam gerekiyordu ve elbette başka kimselerin ağız
sulandıran başka bilim sineklerini yakalayacak süper örümceklerle karşımıza
çıkabileceğinden de hiç kuşkum yok. Sonuçta buradakiler benim seçimlerimdir.
Uygulamalardan ziyade fikirlere odaklandım. Kara delikler ve uzay yolculuğu hakkında çok
az kalem oynattım ve şu an bilgi teknolojileri ve hesaplama alanında deneyimlediğimiz
açıklama paradigmalarındaki harika değişim ve kayma konusuna (Sonsöz hariç) hemen
hemen hiç değinmedim. Amacım aydınlatıcı nitelik taşıyan ve çoğu durumda teknolojik
ilerlemeye temel sağlayan fikirleri saptamak oldu. Entelektüel açıdan Galileo'nun takipçiliği
iddiasında olan Freeman Dyson kavrama dayalı bilim ile alete dayalı bilim şeklinde bir
ayrıma gider. Benim anlatımımın neredeyse tümü kavrama dayalıdır. Dyson bu ayrımda bize
bir başka seçkin düşünürü de hatırlatıyor: Francis Bacon fikirleri fructifera (meyve getirenler)
ve lucifera (ışık getirenler) şeklinde sınıflandırmıştı. Ben ikincilere odaklanıyorum. Moleküler
biyolojinin ve DNA'nın yapısının bilinmesinin sonuçlarının lucifera mı fructifera mı olduğu,
bunların kavrama dayalı mı alete dayalı mı oldukları, dolayısıyla bu kitaba dahil edilip
edilmemesi gerektiği; açıkçası bunlar tartışmalıdır. Yukarıdaki üç soruda da ilk söylenen
görüşte karar kıldım, çünkü kavrayışımıza ve uygulamalarımıza biyoloji kadar katkıda
bulunmuş ikinci bir keşif yoktur ve bunu dışta bırakmak saçma olurdu. Kimbilir belki de
moleküler biyoloji lucifera ve fructifera'nın birleşerek emsalsiz bir dinamizm kazandığı bilim
dalıdır.

****

Bilimsel anlatımların okunuşu, olayların basit doğrusal tarzda geliştiği bir romanın
okunuşundan farklıdır. Bilimsel bir fikri anlamak için, ilk başta fazla zahmetli veya (ağzımızı
hayra açalım) fazla sıkıcı gözüken bölümleri atlayarak hızlıca okumak ihtiyacı duyulabilir.
Hatta, her ne kadar sunumda sıralı doğal bir dizilişin, karanlık temellerden tanıdık olanın gün
ışığına doğru tırmanma veya tanıdık olandan daha temelde yatana doğru derinleşerek inme
gibi (ben ikincisini benimsedim) olduğunu düşünsem de, her bölüm bağımsız olarak da ele
alınabilir ve istenen sırayla okunabilir.
Akılda tutulması gereken ikinci yön, modern bilimi karakterize eden soyutlama eğilimidir.
Soyutlama Galileo'nun parmağının bir diğer önemli tarafıdır ve onun oynadığı role ve taşıdığı
öneme dikkat etmeliyiz. Birincisi soyutlama kullanışsız değildir. Soyutlama çok büyük bir
pratik önem taşıyabilir, çünkü olgular arasında beklenmedik bağlantılara işaret eder ve belli
bir alanda geliştirilmiş fikirlerin başka bir alanda kullanılmasına olanak sağlar. Daha önemlisi,

soyutlama gözlem kümesinden uzaklaşarak onları daha geniş bir bağlamda görmenin de bir
yoludur. Bilimdeki ve bilim okumalarındaki en tatmin edici eureka! anlarından biri,
okyanusları tek bir büyük bütün olarak birleşir şekilde görmenin ve daha önce bambaşka
şeylere benzeyen olgular arasındaki bağlantıyı fark etmenin Cortez'e benzer* deneyimidir.
Benim amacım da, bilimin çetin doruklarına yapacağımız bu yolculuğun sonunda bu müthiş
tatmin edici birleşme deneyimini yaşayabilmemiz ve aşama aşama ilerledikçe artan
soyutlamanın zevkine varmamızı sağlamaktır. Bu yüzden ilk önce maymunlar ve bezelyelerle
başlayacak, oradan atomlara geçecek ve güzelliğe girecek, ardından uzayzamanı aşıp
soyutlamanın müthiş zirvesi matematikle bitireceğim. Bölümleri sırayla okursanız her bir
bölümün ardından daha önce aktarılanları daha derinden kavradığınızı fark edeceksiniz.

****

Belki biraz zorlayıcı ama sonunda çok tatmin olacağınız bir yolculuğa çıkmak üzereyiz. Bilim
Rönesans ruhunun yüce amacı, insan ruhunun ve minik insan beyninin kavrama gücünün
ürünü olağanüstü bir eserdir. Yolculuk ilerledikçe, anlamanın zirvesine dikkatle ulaştırma
çabam esnasında öncelikli dileğim, sizlerin sadece bilimin sağlayabildiği o derin aydınlanma
keyfinin deneyimini yaşamanızdır.

[Kitap hakkında Gazete Duvar'da yayınlanan yazı]

[Kitap hakkında CNN Türk'te çıkan haber]

Eserin Adı  Galileo'nun Parmağı
Eser Alt Adı  Bilimin On Büyük Fikri
Yazar  Peter Atkins
Türkçesi  Barış Gönülşen
Dizi / Dizi No  Bilim / 02
Sayfa Sayısı  472 
Ebatlar  13 x 19,5 cm
ISBN  9786058378377
Siparişlerinizi anlaşmalı olduğumuz kargo şirketleriyle güvenli ve hızlı bir şekilde size ulaştırıyoruz.

ANLAŞMALI OLDUĞUMUZ KARGO ŞİRKETLERİ VE ÜCRETLERİ

PTT Kargo - 7 TL
(50 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz!)

Ürünleriniz 3 gün içerisinde adresinize teslim edilir.